15 Kasım 2013 Cuma

Yılbaşı Çekilişleri Başlamış mı Ne :)

Yeni yıl yaklaşırken sevgili blogcanlar çekilişlere başlamışlar bile... Ben şansımı deniyorum, sizlere de duyurulur:



Belki bu yılki ilk yılbaşı hediyem bu olur :)

6 Kasım 2013 Çarşamba

Puslu Kıtalar Atlası



"İhsan Oktay Anar"ın yazdığı ilk romanı olan "Puslu Kıtalar Atlası", uzun zamandır okumak istediğim bir eserdi. Sizlerin de okunacaklar listenizde  yer alıyor ise, tavsiyem bir an önce okumanız, mümkünse ilk sıraya almanızdır sevgili kitapseverler :)

O nasıl bir hayalgücü ki, eşsiz bir kurgu içinde canlanan enteresan karakterler gözler önünde vücut buluyor adeta. Kitabın diline gelince, kendine özgü bir ahengi olduğunu özellikle belirtmek gerek. Oldukça uzun kurulmuş cümleler... Hatta yeri geliyor, ikinci kez okuyorsunuz aynı cümleyi. Bu anlamda zorladığı da oluyor okuyucu belki ama sıkıcı gelmiyor asla. O ahengin içinde müthiş bir merakla sayfalar içinde kaybolmaktan alamıyor insan kendini.

Küçük de bir önerim var sizlere: Çok sayıda karakter ve hikaye olduğundan, iki okuma arasını çok açmadan okumanın daha keyif vereceği kanısndayım.

Keyifli okumalar...


1 Kasım 2013 Cuma

Saatini Yarat!





Gerçekten de orjinal bir hediye!

İlgilenenler için:

“Başörtüsü”

(Öncelikle bu postun, sevgili ezgi'nin bloğunda okuduğum şu paylaşımının ardından aklımdaki soruların ifade bulmuş hali olduğunu belirtmek isterim!)

Feminist bakışım ve iktidarı samimi bulmayışım, bu konuda beni iki fikir arasında götürüp getiriyor yıllardır. "Aynı dünya görüşündeki kadın ile erkeğe aynı koşulların sunulmadığı" fikrinden hareketle (feminist yanım), "başörtüsü"nün serbestliğinden yana olmak isterken, iktidarı samimi bulmadığımdan (ve yıllardır  bilinçaltımıza kazınan "eyvah, laiklik elden gidiyor" korkusundan belki de) uzağında buluveriyorum kendimi bu fikrin. Başörtüsüz bir kadın olarak, başörtülü hemcinslerimin zaferi! için sevinmek istiyorum ama olmuyor. Çünkü korkuyorum. Artık başörtüsüz olmayacağından kirlenmiş de hissetmeyeceğini söyleyebilen vekillerimizin ne derece şeffaf olduklarından kuşkuluyum illa ki. 

Kamuda başörtüsü serbestliği, zaten şüpheli durduğumuz "liyakat" kavramının uygulanırlığını sorgulatmıyor mu sizlere de? 
Kariyer basamaklarını çıkarken, başörtülü olanların yolları açıkken başörtüsüz kadınların önü daha mı engellerle dolu sanki şu koşullarda? 
Yoksa ben mi abartıyorum? ,
Başörtüsüz bir kadın kamu çalışanı olarak  iş alanında "eşitlik"  ilkesinin layıkıyla uygulanacağına neden inanamıyorum? 

Bu arada yıllardır ağızlarda sakız olan "türban" sorunu böylece çözüldü ise, kadın üzerinden siyaset de bitmiştir belki. Şimdi siyasiler, oy potansiyeli yaratacak yeni bir konu bulmalılar ki; bir on-onbeş yıl kadar kullanılabilirliği olsun :) Onların da işi zor be :) 


Tam da demek istediklerimi demiş bugünkü yazısında "Güneri Cıvaoğlu". Onunla bitirmek istiyorum:


"Bakmak gerek...
“Başörtüsü” ile nereye varılmak isteniyor?
Demokraside kalmak hedefi eğer amaçsa çıtayı yükseltiyoruz demektir. Fakat... Olay siyaset argümanı çağrışımı yapıyorsa durum farklı olur."


Yazının tamamı için:

Sevgiler...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...