12 Kasım 2012 Pazartesi

Havalar Henüz Soğumamışken...

Bu Pazar İzmir'de öyle bir hava vardı ki, evde otursaydık sonrasında inanılmaz pişmanlık duyardık herhalde. Malum önümüz kış, eve kapanmak zorunda kalacağımız günler olacak mutlaka.

Gelelim Pazar gününe:

(Bayramda İstanbul'da iken) eşimle kendimize birer "Müzekart" edindiğimizden, uzun süredir görmediğimiz Efes Antik Kenti'ne gitmeye karar verdik.(Eee, bir yıl geçerliliği olan bu kartın hakkını vermek lazım di mi ama:) 

Efes Antik Kenti:

Efes (Grekçe ἜφεσοςEphesosAnadolu'nun batı kıyısında, bugünkü Selçuk ilçesi sınırları içerisinde bulunan, daha sonra önemli bir Roma kenti olan antik bir Yunan kentiydi. Klasik Yunan döneminde İyonya'nın oniki şehrinden biriydi. Kuruluşu Cilalı Taş DevriMÖ 6000 yıllarına dayanır.
(http://tr.wikipedia.org/wiki/Efes)



Meryem Ana Evi:

Hristiyanlığın kutsal anası Meryem Ana'nın Evi, Bülbül Dağı üzerinde bulunmaktadır. 1891 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Hristiyanlar tarafından "Panaya Kapulu" olarak da adlandırılan kutsal yerin MS. 4. YY'da inşa edildiği tahmin edilmektedir. Meryem Ana'nın Mezarı da Panayır Dağı'nın kuzeydoğu eteğindedir. Yıllar boyu her 15 Ağustos'da Meryem Ana Evi'nin bulunduğu Panaya Kapulu'da dinsel törenler düzenlenmiştir. 1957 yılında Papalık da burasının Meryem Ana'nın Evi olduğunu onaylamış ve Hristiyanlık için "Hac Yeri" ilan etmiştir.


Hz. İsa, çarmıha gerilişinden kısa bir süre önce annesini, arkadaşı ve havarisi olan St. Jean'a teslim etmiştir. St. Jean da, Hz. İsa'nın çarmıha gerilişinden sonra Meryem Ana'nın Kudüs'te kalışını sakıncalı bularak, onu yanına alıp kaçırmış ve Bülbül Dağı'na getirmiştir. Kutsal bakire, ST. Jean tarafından gizlendiği Bülbül Dağı'nda 101 yaşına kadar yaşamını sürdürmüştür. Hrıstiyanlığın kabulünden sonra Bülbül Dağı'nda 'Hac' şeklinde bir kilise inşa edilmiştir. St. Jean Efes'te yaşamış ve söylentiye göre İncil'i burada yazmış ve burada ölmüştür.  
(http://www.izmir.bel.tr/StandartPages.asp?menuID=340)




(Meryem Ana Evi'ne gidilir de mum dikip, dilek dilemeden olur mu? Seneler önce gittiğimde de dilemiştim elbet ve gerçekleşmiş oluşu inanılmaz motive edici benim için. Umarım   bu defa da dileklerim olur.)





Yedi Uyuyanlar ( ya da Yedi Uyurlar):


Hikayesini duyduğumda bir hayli enteresan  bulduğum Yedi Uyuyanlar'ı epeydir merak ediyordum. Dünkü gezimize nasipmiş.

Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan bu yer, Geç Roma imparatorlarından Decius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hristiyan gencin Panayır Dağı eteklerinde sığındıkları rivayet edilen mağara olduğuna inanılır. Dünya üzerinde ilgili mağaranın kendi sınırları içinde olduğunu iddia eden 33 kent olmasına karşın Hristiyan kaynaklarının çoğuna göre kent hristiyanlarca kutsal sayılan Efes'tir. Türkiye'de Yedi Uyurlar mağarası olarak en çok bilinen ve ziyaret edilen mağara ise dönemin önemli bir merkezi ve St. Paul'ün doğum yeri olan Tarsus'takidir. Eski ismi Arap kaynaklarında Efsus şeklinde geçen Afşin de bilim adamlarından oluşan bir heyete hazırlattığı rapor ve yerel mahkemede açtıkları keşif davası ile iddiasını arttırmıştır. Türkiye'deki diğer Ashab-ı Kehf ise Lice'dedir.
Efes'teki bu mağaranın üstüne bir kilise yapılmış hali 1927-1928 yılları arasındaki bir kazıda ortaya çıkarılmış, kazı sonucunda 5 ve 6. yüzyıla ait olan mezarlar da bulunmuştur. Yedi Uyurlar'a ithaf edilmiş yazıtlar hem mezarlarda hem de kilise duvarlarında bulunmaktadır.
(http://tr.wikipedia.org/wiki/Efes)


Şirince:

Bu kadar yakınına gelmişken, çok çok kez gördüğümüz ama görmeye doyamadığımız Şirince'ye uğramamak olmaz diye düşünerek akşamımızı Şirince'de sonlandırdık. 

Şirince, İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı ve Selçuk'a 8 km uzaklıkta tarihi mimarisi başarıyla korunmuş turistik bir köydür.
Özgün adı olan Kırkınca'nın efsanevi bir çağda dağlara vuran kırk kişiye atfen verildiği rivayet edilir. Rum telaffuzunda Kirkice, Kirkinceve nihayet Çirkince gibi biçimler alan bu ad, Cumhuriyet'in ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik'in talimatıyla Şirince şeklinde resmileştirilmiştir. nüfusu 687 kişidir.
19. yüzyılda, özellikle ihracata yönelik incir üretimiyle ünlü, 1800 haneli bir Rum kasabasıydı. 1923'te Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonucu Rumların ayrılmasıyla (çoğu Katerini'nin Nea Efesos köyüne yerleşmiştir), Kavala'nın Müştiyan (Moustheni) veSomokol (Domatia) köylerinden gelen mübadillerle iskân edilmiştir. Köyün evvelce bağ, incir, zeytinciliğe dayalı olan ekonomisi, bir tütün bölgesinden gelen yeni sakinlerinin elinde bir süre sekteye uğramış, ancak son yıllarda artan turistik önemine paralel olarak, bu sektörler yeniden gelişmeye başlamıştır. Bağcılık ve zeytinciliğin yanı sıra, şeftali, incir, elma, ceviz ve kiraz yetiştirilir. 1950'li yıllarda 2000-3000 civarında iken sonradan 700'e kadar düşen köy nüfusu, 1990'lı yıllardan itibaren turizmin gelişmesiyle birlikte tekrar yükseliş eğilimi içine girmiştir. Köyde halen bazı Rum evleri pansiyon olarak hizmet vermektedir.
Şirince'de üretilen zeytin yağları güney ege'de üretilen en iyi zeytin yağları olup yüksek aroma değerlerine ve düşük asit değerlerine sahiptir.
Köy içinde harap durumda olan iki Rum kilisesi bulunmaktadır. Ayrıca Tarihi Mimari Yapısı Korunmaktadır.
(http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eirince%2C_Sel%C3%A7uk)


Her gidişimizde Şirince'yi ziyaret eden kalabalığı görüyor, hayranlarının hayli fazla olduğunu anlıyorum. Bunda, bu güzel köyün bozulmamış Mimarisi ile Tarih kokan Kilisesinin yanında şaraplarının da büyük rolü olduğunu düşünüyorum. Neredeyse her meyvenin şarabını bulabildiğimiz şaraplardan ikram etmek için davet eden mağaza sahiplerini de kırmak imkansız tabi:) Ben, her birini çok sevsem de daha ziyade beyaz olanlardan hoşlanıyorum sanırım. Elma, Şeftali, Kavun ve Ayva bence enfes. Bu defa, -sınırlı sayıda üretildiğini öğrendiğimiz- Ayva Şarabından ( Mürdüm Eriği de sınırlı sayıda imiş.) aldık. Büyük çoğunluğun favorisi olduğunu düşündüğüm Karadutu  ise biraz şekerli buluyorum ben. 
Bu Pazar bu kadar...
Sevgiyle, Gezmeyle, Şarapla, Şirin-ce Kalınız...

11 yorum:

  1. sevgili zeze,
    ne güzel gezmişsiniz! hakikaten kış bastırmadanki son hafta sonlarını iyi değerlendirmeliyiz;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. takip ettiğim kadarıyla sana hava koşulları pek farketmiyor ya neyse :)

      Sil
  2. sevgili zeze,
    ayrıca dileklerinin kabul olmasını diliyorum ben de;)

    YanıtlaSil
  3. Gerçekten görülmesi gereken yerler arasinda.. Keske oralari bizlerde görebilsek..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. umarım görme şansınız olur...

      Sil
  4. süper geçmilş gezi anlaşılan.

    YanıtlaSil
  5. Me gustó tu blog, Zeze
    Te dejo un abrazo.
    HD

    YanıtlaSil
  6. Hello dear,
    Maybe you would like to follow each others blogs with blogger and bloglovin?

    http://www.facebook.com/pages/wolffashion/369430966451649

    Have a nice day,
    gV

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hello Gabriele V.

      I'm following your blog the name of "wolffashion.blogspot.com".

      Bye:)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...