30 Ekim 2013 Çarşamba

Aşk Kırmızı


Aşk Kırmızı



İşbu film vizyona girdiğinde yapılan eleştirileri okuduğum zaman, sinemada izlenmeye değmeyeceğini düşünmekle oldukça doğru bir karar verdiğimi, geçenlerde evde internet üzerinden izlediğimde anladım sevgili blogcanlar.

Zira, konu da birçok kereler işlenmiş "aşk üçgeni"... Veee bu üçgende "sadakat" sorgulanırken, erkek egemenliği ne kadar ön planda ise kadın karakterler bir o kadar ezik. Bundandır ki senaryo inandırıcılıktan oldukça uzak, diyaloglarsa çiğ... "Erkek" filmlerinin yönetmeninden kadın hassasiyetini -elbetteki- yansıtamamış bir film diyebilirim tam olarak "Aşk Kırmızı" için. Anti-feminist atmosferde vuku bulan  bu senaryoda karakterler öyle klişe kalmış ki, bu kadar klişelik şaşırtabiliyor insanı. Flashbacklerden öğrendiğimiz Nazlıgül'ün geçmişi, kaba-saba mafya kılıklı adamlar ve Nazlıgül'ün kızını gördüğümüz an babasının eski sevgili Ferhat olduğunu anlayıvermemiz mesela :)

Rolünün hakkını veren Nurgül Yeşilçay ise bir o kadar seksi ve vamp. Kendisine olan hayranlığımdan filmin sonunu getirmiş olabilirim. Abartmıyorum, 24 saat sıkılmadan izleyebilirim ben bu hatunu. O kadar güzel buluyorum. Oyunculuğu da kusursuz bence. Buna rağmen film vasat olmaktan kurtulamıyor.

Sevgiler...




14 Ekim 2013 Pazartesi

Garip'in Yeri

Ne zamandır gitmek istediğimiz yerlerden biriydi burası. Bu Pazar gününe nasip oldu. 


Bayram sebebiyle Cuma gününden birleşti ya pek çok aile bizim aile gibi. Fırsat bu fırsat gitmeli görmeli dedik adını işitip merak ettiğimiz şu salaş balık restoranını. Çeşme Otoyolu'ndan (ya da eski yoldan) Çeşme'ye doğru giderken Karaburun yol ayırımına sapıp, Gülbahçe'yi geçtikten sonra biraz daha gidince Mordoğan'a varmadan önce Balıklıova Köyü'ne ulaşırsınız. Köye girince yolun sağında ilk onun balık lokantasını görürsünüz...



Etrafınızda pervane olan garsonlar yok belki ama sıcak ve samimi bir havada denizin üzerinde rakı-balık şansınız var. Hele ki, denize sıfır bir masa da kapmışsanız değmeyin keyfinize. Dibinizde yüzen balıkları ve ördekleri beslemek de ayrıca bir keyif tabi. Günbatımını yakalamak ise anlatılmaz yaşanır! Salaşlık da çok yakışıyor bu şirin köylere.  



Elbette ki balıklar taze, mezeler ise leziz. Ekmek bile daha bir ekmek gibi. Belki de "birlikte" yendiğinden daha bir tatlı geliyor herşey...



Balıklıova'nın meşhur un kurabiyesi var bi de. Pıtır pıtır ağızda dağılan...



Öyle işteeee...



Bi de mutlu bayramlar herkeslere!



Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim blogcanlar.



Sevgiler...




4 Ekim 2013 Cuma

İki Kitap Bir Film




“Hayatımı satıyorum! 25 yaşında, iyi eğitimli, iki yabancı dil bilen sağlıklı genç, geri kalanını temin edebilmek amacıyla hayatının bir bölümünü satıyor. İlgilenenler aşağıdaki telefon numarasına başvurarak randevu alabilirler.” 

Yukarıdaki ilginç paragrafla başlıyor "Tatlı Rüyalar" romanı... "Alper Canıgüz"ün ilk romanıymış. Benim de kendisinden okuduğum ilk roman. Özgün bir kurgu. Kitabın alt başlığında dediği gibi psiko-absürd romantik komedi. Neresi gerçek neresi rüya insanı zorluyor hakikaten. Enteresan karakterler ve olaylar dizisi. Yazarın kendi tarzını yaratabilmiş bir kalem olduğunu düşünüyorum. Başka eserlerini de okumak gerek sevgili kitapsever dostlar, benden söylemesi...





"Şeytan Ayrıntıda Gizlidir" Ahmet Ümit'ten okuduğum ilk öykü türündeki eseri. Ayrıca ben şunu bilmiyordum:


"Öykülerin iki kahramanı Başkomiser Nevzat ile yardımcısı Ali, bir çizgi romana konu oldu. Ayrıca bu karakterlerden yola çıkılarak başrollerini Uğur Yücel ile Haluk Bilginer'in paylaştığı "Karanlıkta Koşanlar" adlı bir televizyon dizisi yapıldı."


Suç unsuruna vurgu yaptığı bittabii "cinayet" temalı bu öykülerde karakterler oldukça geniş bir yelpazeden seçilmiş. Belki bundan mütevellit, çoğumuzun keyif alacağı kanısındayım bu öykülerden. Her zamanki gibi Ahmet Ümit'in dili oldukça akıcı. Hikayelerin içinde sürüklenip gideceğinize hiç şüpheniz olmasın blogcanlar...

Bilgilerinize...

Keyifli okumalar ;)

Kütüphanemde sırasını bekleyen onca kitap gibi bilgisayarımda da izlenmeyi bekleyen çok sayıda film var. İşte şu enteresan olanın gelmiş izlenme zamanı. 

Sorun Yaratan Adam-Den Brysomme Mannen:


Sorun Yaratan Adam

"Sorun Yaratan Adam - Den Brysomme Mannen" farklı bakışları sevenlerin keyif alacağı bir yapım olmuş. Refah düzeyinin oldukça yüksek olduğunu bildiğimiz bu kuzey ülkelerinde sorunlu bir adamdır Andreas. Çünkü sistemin bir parçası olmakta zorlanmaktadır. İlişkiler ruhsuzdur, bir o kadar tatsız, keyifsiz... Andreas da bu çarkta dönüp duran bir dişli olamadığı için sorun yaratan bir adamdır işte.

Eleştirel açıdan bakmak ve de bunu izleyiciye geçirebilmek... Özgün bir filmdi , ben beğendim.

Sevgiler...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...